
4 Aralık 2012 Salı
22 Kasım 2012 Perşembe
At(e)ri
Yrb. Paça, seçim zamanı yarım rey olmasının bilinciyle oy kullanır ve eve gelip efkarlandığında yarım rey olduğunun farkına varır.
Bunun sonucu Yarbay bitkisel bir hayvana dönüşmüştür. Yarbay zaten yeşil giyindiğinden dolayı artık iyice kamufle olabilmektedir ve hörgüçleriyle solungaçlarının çıkması işte tam da bu zamana denk gelir. Yarbay bu haliyle denizde yüzdüğü kadar özgür, karada dolaştığı kadar kamufledir.
Aynı sırada Albay Cevat ise kendi kendine bir takım hesaplara tutulmuştur. Albay, gidişatı iyi görmediğinden mütevellit piyango oynamaya karar vermiştir ve rakamları bu sefer tutturduğundan neredeyse tamamen emindir. Albay tedbil i üniforma şekilde dışarı çıkmayı artık kafasına koymuştur.
İşte bu durumda Albay daYarbay da hem kamufle hem de tedbildir.
Albay lotocuya giderken hafifmeşreptir yani üniforması yok, sadece sallaya sallaya yürürken bakacağı saati 'Omega' olan bir şekilde sallana sallana sendelemiştir ve saatini rahatlıkla görebileceğinden bu saatte loto oynamanın belki de kendisi için iyi olabileceğini düşünmüştür fakat lotocuyla karşılaşır;
Lotocu ona gülerek; Albayım belli ki tutturamamışsınız, umarım bir tek siz değilsinizdir, ama bu saatte de kim başka dolaşır ki demiş. Ama tabii bir diğer kamuflaj Yarbay'dan haberi olmadan bu şekilde konuşmuştur, Albay bu gece tutturacağından emindir.
İş bu sırada Yarbay da kamufle olduğundan dolayı etrafı kolaçan etmektedir ve sanki bir nevi Albay'ın 'Omega' sını çeker.
Bu saatte Albayını bulan Yarbay belki Omega'dan belki de sevgiden Albay' a gidip halk arasında meşhur "mucks" hareketini yapar ve Albay' da Alfa' sını bulduğundan ötürü sevinçle onu kucağına oturtur ve Yarbay'ın heykelini yaptırmaya o an karar verir.
İleride 'Oturan Adam' olarak adlandırılacak bu heykel, halk arasında belli başlı rivayetlere konu olur; Kimine göre heykelden sesler geliyordur ve hatta halk kendi içinde sorar; Bu bir Doğan, hayır bu bir Şahin, hayır bu bir Kartal.
Yarbay bu halde Monarşiye, Albay' da Mon Ami' ye kavuşmuştur.
19 Kasım 2012 Pazartesi
GAY NEANDERT'HAL (şaşkınlık)
Dünyanın neresinden bakılırsa bakılsın, hangi milletten olunursa olunsun, gören herkesi aptal yapan resim işte budur. Belki de bunun ne resim ne şiir ne de herhangi bir Sanat dalı olmamasından kaynaklanmaktadır çünkü maalesef o zamanlarda ne bu atamızın portresini yapabilecek bir ressam, ne onu fotoğraflayacak bir sanatçı bulunmamaktadır.
İnsanları şaşkınlığa sürükleyen olaylar genelde gazetecilerin şaşırması olduğundan dolayı şöyle bir haberden bahsetmek gerekir baştan: "İşte şaşırtan haber; Atalarımız Ensestmiş!!"
Burada şimdi insanlık tarihinden bahsedecek yer olmasa da monolog - diyalog diye konuşanlara şöyle bir laf gelebilir: "zerolog?"
Bu sorunun nedeni ne şimdiki canların İngilizce bilme zorunluluğu ne de kafalarıdır. Belki de bu tarihi devamlı yorumlamaktan çekinmeyen Öfkeli Şiarlar, kısaca "Ökkeş" diyebileceğimiz ve çok candan bizli konuşabilen tarih yorumcularımız olabilir.
Bunlara mesela kurgu örnek olarak Marx'ın " Zengin fakirliği ile, fakir Karısı ile ??!!" Lafını örnek verebiliriz ve hatta bu arkadaşlarımızın şaşkınlık hikayesini de bir haberle birlikte sunmak fena fikir olmayabilir, şöyle ki;
HOST
Kendini çok canayakın hisseden Ökkeş, iş bulmak istediğinde Host olmaya karar verir. Ona göre Host olunca hem zenginin karısı ile oynayabilecek hem de devamlı uçan üniformalı bir süper-kahraman olabilecektir ve o bunu düşündükçe hep gülümser fakat tarihin çarkları farklı da dönebilmektedir;
Host bir gün Tayland'a uçarken çok şirin bir Hostesle karşılaşır, yine üniformasını çıkarıp süper-kahraman olacağı kulübesine (WC) bu Hostesi davet eder fakat maalesef içeride aslında Hostesle kendisi arasında çok da bir fark olmadığını görür ve Host şaşkınlıkla duraklamışken aklına gördüğü şu gazete kupürü gelir: " Akıllara durgunluk veren karar; Tayland' da artık Travestiler de Hostes!".
Ökkeş'in derdinden sıyrılıp ana konuya dönmemiz tabii yıllar alır fakat aynı zamanda Hz. Havva ile Hz. Adem' e şaşıran Ökkeşlere şu hikayeyi anlatmak da fena olmayabilir, kurgu olarak tabii ki:
Hz. Havva' nın Hz. Adem' in isteğiyle oluştuğunu duyan Freud'un sinirleri boşalır ve şunu düşünür: " Kız yok bize herhalde " . Yine de düşünmeye devam eder fakat bu hikaye onu şaşkınlıklara gark eder ve işe anne-babasından başlar, fakat k, şöyle bir durum vardır ki Freud ne aile kütüğüne sahiptir, ne de gazetede eski akrabalarının ensest olduğunu okumuştur.
2 Kasım 2012 Cuma
Sebil ile Kamil
Kamil uzun araştırmalar sonucunda suyun kendisine yararlı olduğunu fark etmişti ama sebil dile geldi
Sebil: Ama kendini göremiyorsun mal.
Kamil bunun üstüne: Heyhat vücudumuzun dörtte üçü su ile kaplıdır dese de şu şekil cevap gelir:
Hayır vücudunun dörtte üçü çay, dörtte biri H2O
Kamil bunun üstüne Hasan iki Salak Osman dört der
Sebil de önemli olan senin sağlığın.
Kamil bunun üstüne sus bakayım geliyor nefret suçu dese de sebil bu konuda tecrübelidir ve haberlere çıkmayı başarmıştır! ve şöyle devam eder
Berhudar ol evladım
Kamil: Kamil sen kimsin lan konuşuyorsun dediğinde Sebil şunu söyler
Gözünün feri
Kamil fransızca öğrendiğinden dolayı feribot senden daha büyük der ve ileride Mars ta yaşayacak olan yeğenlerine fayda gelsin diye etrafı sulamaya başlar
Sebil der ki hayırdır bana bakmaz oldun
Kamil de bunun üstüne mineral su bu canım der
Sebil şimdi de canım mı olduk der
Kamil damarına dokunulduğundan dolayı nush ile tekdir vesaire demek üzereyken su meselesinden bahsettiğini hatırlar ve suyun tersi olan "us" ile bir cümle kurar
Us ile olmalı tekdir olmadı Evliya Çelebi
Sebil bu cevaptan sıkılmış olacak ki titremeye başlar ve sarsılarak sıcak su getirir
Kamil de sonunda EVRAK diye bağırır.
30 Ekim 2012 Salı
+18 MASAL - Post Modern Tiyatro
Toplum ne kadar tasnif etmese de 1 ile 0 el ele vermiş dolaşmaktadırlar. Birin aklına değişik bir şeyler yapmak gelir ve sıfır da bunu başıyla onaylar. Herkesden uzak muhitlerde dolaşırken şu enteresan ilanı görürler: " Post-Modern Tiyatro " . Bu ilan hemen sıfırın ilgisini çeker ve ilanın gösterdiği yere doğru yönelirler, birin aklı düşüncelerle doludur.
Tiyatroya geldiklerinde bunun daha çok çocuklar için olduğunu düşünürler ve bir buna sevinir?! Sıfır, arada kalmış olsa da dışarıda içeriyi gösteren bir televizyon olmadığını ve salonda kendini sarmalamış koltuğa vereceği tepkileri kimsenin düşünmeyip göremeyecek olmasından dolayı buraya girmeyi kabul eder. İçeri adım attıklarında etrafta kimsenin olmadığını fark ederler, sıfır heyecanlı bir eda ile hafiften çekinerek koltuğa oturur ve yanına biri çekip koltuğun kemerlerini bağlar ve üç boyutlu tiyatro kendiliğinden devreye girmiş olur.
Hazır ekran karanlık, reklamlar da yokken birin aklına gülmek gelir tabii bu arada sıfır da akşamdan gördüğü rüyasını düşünüyordur. Ve aniden ekran açılır. Hiçbir yazı yok, hiçbir kişi de yok, sadece resimler vardır; Kelebek. Bir bu resme gülümser ve sıfır da bu resime aslında şaşırır. Şaşırmasının nedeni rüyasının başında bu resmi görmüş olmasıdır ve resimler ardı ardına sıralanmaya başlar...
Hız arttıkça korku da artar ve 'birle sıfır' birbirlerine yaklaşmaya başlarlar fakat sıfırın rüyasının aksine ekrandaki videolarda devamlı korku ve savaş filmlerinden kareler belirmeye başlar. Birin aklındaki bütün kavga ve savaş sahneleri canlanmakta ve koltuklarında bu kavga ve savaş sahnelerini hissetmeye başlamaktadırlar.
Arada tahmin etmedikleri resimler komik, trajik, eğlenceli... gözükse de onların koltuklarından aldıkları his hep acı veren bir titremedir ve maalesef ki tiyatro bir anda son bulur.
Sıfır kendini birden çeker ve birde kalan his komik bir burukluk olur.
6 Eylül 2012 Perşembe
SON ÖDEV- DEĞERLENDİRME
Ben bütün arkadaşlarımın ödevlerinde yeterince başarılı olduklarını düşünüyorum. Her arkadaşımın açıkçası neredeyse alanında uzman bir kişinin yapmış olabileceği açıklama seviyesinde yaptıkları araştırmaları da buna bir kanıt olarak gösterilebilir hele ki yaz döneminde olmasına rağmen. Biraz daha selective olunacaksa açıkçası kızlarla erkeklerin etkileşimlerini ödevlerin giderek daha iyi bir konuma gelmesindeki etkisini gözlemleyebilmek benim için iş hayatına atılmaktaki zorlukları bile aşmamda yardımcı olacak heyecanı yarattı.Ayrıca 8 yıllık üniversite hayatımdaki en interaktif internet kullanımını bu derste yaşamış olduğum için ki yurt dışında ve dünyanın her yerinde olan zorunlu gidişata başlangıç açısından bu dersi herkese tavsiye ettiğimi belirtmeyi de bir görev biliyorum.
2 ÖDEV BİR ARADA(POSİTİONİNG - INTENSIVE)

ABSİNTHE YEŞİL PERİ
Absinthe, bana göre isminin tam anlamıyla bir şehir efsanesidir. Bunun nedeni aşağı yukarı eğitim almış bütün vatandaşlarımızca bilinmesi ve bir yandan da neredeyse kimsenin tamamen bir bilgisi olmayan bir içecektir. İsminin ortamlarda duyulması bile bir sessizliğe yol açmaktadır ve bu sessizliğin nedeni bana göre KONUMLANDIRMA olabilir, söyle ki: Herhangi bir üniversite öğrencisine sorarsanız bu içki kıyas kabul etmeyecek şekilde en havalı olanlarından birisidir çünkü şişesinin üstünde yazan isimler ve bu içki ile olan münasebetleri bu gönüllerde resmen hayranlık uyandırmıştır. Bunun dışında, yurt dışına çıkmış vatandaşlarımızın muhabbetleri mutlaka bu içki ile bir arada kesişmek durumunda kalmıştır. Bu vatandaşlarımızla beraber sohbetlerinde ve nedense bu içkinin halisünasyonlara sebep olmasının halk arasında önlenemez dedikodulara sahip olmasındaki etken çok büyüktür diyebiliriz fakat aynı arkadaşlarımız Migros'un iyi bir şubesinde görüp bunu aldıklarında - ki bunu alanlar arasında bütçesini ciddi derecede zorlayanların miktarı da azımsanacak gibi değildir - aslında hiç de böyle bir halisünasyon hezeyanlarına yol açmadığını görürler.
Bu şehir efsanesi durumunun getirdiği yer, bu içkinin aynı zamanda INTENSIVE bir içecek olmuş olmasıdır. Intensive olmasına yol açan durum sanırım içkinin adından mıdır ( havasından mıdır suyundan mıdır?? ) veya reputasyonundan mıdır bilemediğim bir şekilde bıraktığı intibadır bana göre. Az önce bahsettiğim gibi bütçesi olsun veya olmasın çoğu kişi bu içkiye ulaşmaya bir şekilde çaba sarfetmiştir veya en azından söyleyebilecek ve söylerken sırıtabileceği bir muhabbete yol açtığını gözlemlemiştir. Bana sorulacak olursa bu içkinin insanlarda bıraktığı intiba o derecedir ki - bu içkiyi eskiden içmiş büyük ressamlar, vs... - çoğu markanın bu şekilde bir efsaneye ulaşması gerçekten zordur.
4 Eylül 2012 Salı
PAZARLAMA NE OLAMAZ
vs..Selamün Aleyküm sevgili okuyucular, hala zaman ayırabilen arkadaşlarıma teşekkürü borç bilerek başlıyorum.
Resimden pek konunun ne olduğunun anlaşılmamasına mukabil, anlatmak istediğim konu pazarlamanın din olamayacağıdır, maaleseftir ve bu kadar basittir de.
Neden mahrem yerlerin resimlerini koydun veya neden destursuz girilmeyen yerlerin resimleri burada diye sorabilecek - hala - kişilere demem odur ki, senin aile ağacında gerçekten de bir ağaç var da bizim mi haberimiz yok??!
Sanırım hâla anlaşılmadı demek istediğim, şöyle devam edebilirim konumuza ki; Madem ki önemli olan mutluluktur, mutlu olmaktır, en sevilen - akılda kalan? - slogan dersimiz için çoğu kişi tarafından hâla "size mutluluğu vaad ediyoruz" dur, ben de madem burada şu soruyu sorup cevap bekleyebilirim: " Bana mutluluğun tablosunu yapabilir misin Abidin? ".
Hem muhasebe hem de komedi filmi arayan insanların dönüp dolaşıp da bulacakları film maalesef ki işinden memnun olmayan ve "egekasabasındabakkalaçmayıdüşünüyorumcanımkardeşimsıkıldımbuhayattan" diyen arkadaşlardır genelde ve filmin hüzünlü yanı da daha bir ironi olarak bu resimlerle bağlı olarak evliliktir, harcanmış hayatlardır, hatta bırakın komediyi Superman bile buraya bağlanabilmiştir, az buz bir şey değildir sonuç olarak bu mutlu evlilik.
Benim muhasebe filmi arayan arkadaşlara önerim güzel bir kitap okumak olabilir, türkçe sınırlı sayıda olsa dahi sorun değil hatta iyi bir ücret olsa 2 saat birilerine kitap okumak da fena olmazdı bana göre ve hatta bu işi gönüllü yapanlara bu filmler kurban olsun demek istiyorum.
Sonuç olarak, pazarlamanın varabileceği yegane yer " size mutluluğu vaad ediyorum " dur. İlahi kitaplara vay anasını listede birinci olmuş gözüyle baktıkça iki resim arasında çok fazla bir fark sonuç olarak kalmayacaktır, hatta insan ileride evrimleşir mi ne olur artık evlilikten bile vaz geçerse bu resimler de geleceğe harcanmış resimler olarak geçebilir, listelere bakmanın buna olan getirisi de sanırım paha biçilemez.
Bununla ilgili bir hikaye anlatmamız gerekirse şunu söyleyebiliriz:
Buda aynı ağacın önünde oturduğu 6.ncı yılının sonlarına doğru gelecekten haber almaya başlamıştır ve bittabii bunu ulu orta anlatacak değildir. Yıl 2012 olmuştur Buda ruhunun nerede olduğunu pek bilemez, anlamsız bir yerdir, kutu gibi bir şey, üstünde 169 yazıyor ve yanında ESHOT yazıyordur. Budanın ruhu istemsizce bu kutu gibi seyir halinde olan şeyin ön taraflarında olmak ister, nereye gideceğini bilmemekte ve merak etmektedir. Hemen ardından otobüse iki tane yaşlı hanım teyzelerin bindiklerini görür, yer vermek ister fakat ruh olduğunu hatırlayınca bir rahatlar ve teyzelerin konuşmalarını dinlemeye başlar. Teyzeler aşağı yukarı 1 saat süresince evlilikten ve oğullarınınkızlarınındamatlarınıngelinlerininarkadaşlarınınçocuklarının evliliklerinden bahsetmeyi başarabilmişlerdir ve bunu kararlı adımlarla yapmaya devam ederlerken nihayet teyzelerden birisi gazetede okuduğu haberden bahseder ve der ki duydun mu Prens Harry davet vermiş ve davette herkes çıplakmış, Buda içinden kral çıplak diye düşünedursun teyzelerden diğeri Buda'yı yıkıma götürecek, bilinçaltında yine evlilik olan soruyu hiç çekinmeden sorar: BÜYÜĞÜ MÜ KÜÇÜĞÜ MÜ???
Buda'nın işte bu noktada ruhunun yerine geldiği, yerden yükseldiği ve takipçilerini hayran bırakan metanete ulaştığı bu nokta işbu olay sayesinde gerçekleşmiştir diyemesem de sonuç olarak hikaye olduğu için konuyla bağlayıp kıssa yapmak yine bana düşüyor ve diyorum ki: " hiçbir pazarlamacı daha doğmamıştır ki Buda'yı daha bunun üstüne mutlu edebilsin... "
9 Ağustos 2012 Perşembe
iki kartpostal arasındaki 7 fark(ödev)
- Bana Mutsuzluğun Fotoğrafını Göster Abidin.
-İşte!
VS...
Selamlar, ilk ödevimde doğu - batı, zengin - fakir farketmez, herkesin ortak yanı diye hayvani güdülerimizden bahsetmiştim.
Bu resimlerde çok detaya girip can sıkmak istemesem de ister istemez göze çarpan bir ayrıntı var ve maalesef ki çok hoş diyemem!!
Gülmek, üzülmek, insani duygular olsalar da sağdaki şekildeki bir sevgi doğu tarafında pek kabul edilmez ama buna bakan her insan da şöyle bir durulur iki.. üç... Saniye.
Neden durulur? Bu resimlerin yarattığı psikolojik bunalımlar dahi nelere yol açarlar vs... Hiç bahsetmek istemiyorum açıkçası ve bunların bizim ilgimizde yani pazarlamada ne anlam ifade ettiklerinden bahsetmek istiyorum kısaca.
Kartpostal ve Çerçeve!
Peki bu pazarlar günümüzde kaldılar mı hala? Tabii ki. Neden tabii ki diyorum? Basitçe anlatmam gerekecek çünkü her şeyden bahsetmek ORDİNARYUS'lara özgü.
Evet, cevap bir önceki satırda. Günümüzde Ordinaryus kalmasa da bir şekilde "kulağa çalınır?!", peki neden çalınıyorlar?
İSVİÇRELİBİLİMADAMLARININYAPMIŞOLDUĞUARAŞTIRMALARNEDENİYLE
Yani genler aktarılır, sağlıklı babanın sağlıklı oğlu olur ve artık çerçeve klasik anlamda kalmasa da New Pad'i çerçeve yapmaktan geri durmayacak bir zengin babayiğit oradan bir yerden türeyiverir.?
Tam olarak anlatamadığımı bilsem de yine sizlere kusuruma bakmayın diyerek ve Ordinaryus olmadığımdan ve her şeyden bahsetmenin buradaki imkansızlığından bahsedebilirim ve özet olarak şu cevabı verebilirim ki:
Bu resimler insanlar yeniden evrimleşip, farklı birer türe dönüşüp biz ataları ile alakaları olmayan yani cinsel mutlulukla falan ilgilenmeyen şekillere dönüşene kadar doğu dünyasında daha çook!! Bu resimlere bakıldığı an bu resimler kendisine bakan doğulu kardeşimizi anlamsız bir şekilde düşüncelere sevk edecek.
En son özetle Pazarlamanın ölmesine daha çok var...
Sabırla okuyan her arkadaşıma teşekkür ederim.
-İşte!
VS...
Selamlar, ilk ödevimde doğu - batı, zengin - fakir farketmez, herkesin ortak yanı diye hayvani güdülerimizden bahsetmiştim.
Bu resimlerde çok detaya girip can sıkmak istemesem de ister istemez göze çarpan bir ayrıntı var ve maalesef ki çok hoş diyemem!!
Gülmek, üzülmek, insani duygular olsalar da sağdaki şekildeki bir sevgi doğu tarafında pek kabul edilmez ama buna bakan her insan da şöyle bir durulur iki.. üç... Saniye.
Neden durulur? Bu resimlerin yarattığı psikolojik bunalımlar dahi nelere yol açarlar vs... Hiç bahsetmek istemiyorum açıkçası ve bunların bizim ilgimizde yani pazarlamada ne anlam ifade ettiklerinden bahsetmek istiyorum kısaca.
Kartpostal ve Çerçeve!
Peki bu pazarlar günümüzde kaldılar mı hala? Tabii ki. Neden tabii ki diyorum? Basitçe anlatmam gerekecek çünkü her şeyden bahsetmek ORDİNARYUS'lara özgü.
Evet, cevap bir önceki satırda. Günümüzde Ordinaryus kalmasa da bir şekilde "kulağa çalınır?!", peki neden çalınıyorlar?
İSVİÇRELİBİLİMADAMLARININYAPMIŞOLDUĞUARAŞTIRMALARNEDENİYLE
Yani genler aktarılır, sağlıklı babanın sağlıklı oğlu olur ve artık çerçeve klasik anlamda kalmasa da New Pad'i çerçeve yapmaktan geri durmayacak bir zengin babayiğit oradan bir yerden türeyiverir.?
Tam olarak anlatamadığımı bilsem de yine sizlere kusuruma bakmayın diyerek ve Ordinaryus olmadığımdan ve her şeyden bahsetmenin buradaki imkansızlığından bahsedebilirim ve özet olarak şu cevabı verebilirim ki:
Bu resimler insanlar yeniden evrimleşip, farklı birer türe dönüşüp biz ataları ile alakaları olmayan yani cinsel mutlulukla falan ilgilenmeyen şekillere dönüşene kadar doğu dünyasında daha çook!! Bu resimlere bakıldığı an bu resimler kendisine bakan doğulu kardeşimizi anlamsız bir şekilde düşüncelere sevk edecek.
En son özetle Pazarlamanın ölmesine daha çok var...
Sabırla okuyan her arkadaşıma teşekkür ederim.
6 Ağustos 2012 Pazartesi
ikinci assignment ?
http://ba216.blogspot.com/ , http://070204042.blogspot.com : kesinlikle en iyi blok isimleri. Eğer gereken şey meraksa bu derste ki farklı bölümden olduğumdan küstahlık yapamam fakat yine de sayfalarına daha bakmadan sayfalarını merak ettirmeyi başarmaları benim için bir şeydir.
http://oguzzdem.blogspot.com , http://ozancevik.blogspot.com : bu arkadaşlarımı profil fotoğrafı koymalarından dolayı tebrik ediyorum acizane ve ingilizce yazmaları da yeterli unsurlardır diye düşünüyorum.
http://fulyaerkut.blogspot.com , http://mervecalislar.blogspot.com : Bu arkadaşlarımın en fazla atıf yapılan kişiler olmalarını olması gerek de zaten bu şekilde olmalı şeklinde değerlendiriyorum, gerçekten de bir fikiri güzel resimlerle destekleyip bunu geliştirmeleri takdire şayan şeklinde düşünüyorum.
http://oguzzdem.blogspot.com , http://ozancevik.blogspot.com : bu arkadaşlarımı profil fotoğrafı koymalarından dolayı tebrik ediyorum acizane ve ingilizce yazmaları da yeterli unsurlardır diye düşünüyorum.
http://fulyaerkut.blogspot.com , http://mervecalislar.blogspot.com : Bu arkadaşlarımın en fazla atıf yapılan kişiler olmalarını olması gerek de zaten bu şekilde olmalı şeklinde değerlendiriyorum, gerçekten de bir fikiri güzel resimlerle destekleyip bunu geliştirmeleri takdire şayan şeklinde düşünüyorum.
BİRLEŞME(uydurma hikayeler masallar vesaire)
Başbakan şöyle buyurmuştu:" Biz halkla BİR olacağız " fakat halk dönüp de etrafına baktığında hem kadın hem de erkek ruhlardan oluştuğunu gördü ve elini vicdanına koydu!!
Evet Cem Yılmaz'ın bulamadığı vicdanı başbakan bulmuştu. Bulmuştu bulmasına ama halk elini vicdanına öyle bir koymuştu ki sanki mutlu bir şekilde değil de M. Gökçek'in kaslı heykele attığı yakıcı bakış şeklinde koymuştu.
Malum doğu halkı batı halkından daha yaşlıydı ve vücudu maalesef ki yunan heykellerine benzemiyordu!!!
Ertesi gün televizyonun çılgın kanalı Flash TV'nin konukları şu şekildeydi: Dr. Mehmet Öz(Babası köyünden Amerika'ya bursla gelen doktorun oğlu doktor), Kürşat Tüzmen( spor yapan bakan???) ve türkücü İsmail Türüt.
Dışarıdan bakıldığında hepsi de göç etmiş ve yine de halkla bir olmuş kişilerdi, zamanlama biraz kötüydü çünkü bakan henüz yeni VATAN MİLLET SAKARYA falan derken dayak yemişti hemi de CHP'li milletvekilinin oğlu tarafından!
Bakan biraz hüzünlüydü ve Mehmet Öz baskın olduğundan program saçma bir şekilde başlamıştı. Mehmet Öz, elmanın yararlarından bahsederken doğu-batı nedir anlayamamış olan bakan, Mehmet Öz'e bakınca şunları düşündü: " Ulan adama bak, anlamsızca birbirinize benziyoruz resmen, şu saç, vücut aynı ben. Ne kadar da güzel rol modelleriz, ama Hz. Adem ile Havva'nın rol modeli neydi acaba iPhone mu??? ".
Programın elden kaçmaya başladığını düşünen ve normal bir insandan farklı şekilde terlemeye başlayan Türüt, ansızın elmaya bakarak : "Ha bu bizim köyün elmasıdır da! " dediği anda Mehmet Öz'e bir durulma geldi. Hele ki coşku seline kapılan Türüt, " HADİ GEL KÖYÜMÜZE GERİ DÖNELİM " diye başlayınca belli ki Mehmet Öz bazı düşüncelere dalmıştı.
Ama tabii ki bu düşüncelerin oluşmasında şimdiki en çok rolü oynayan halk! en çok Bakan'a imrenerek bakıyordu ve halkın ruhu güçleniyordu.
Hatta sağlam bir göz bu halka baktığında RUHUNUN KOLLARINDA belirmeye başlayan kasları bile görebilirdi!!!
Evet Cem Yılmaz'ın bulamadığı vicdanı başbakan bulmuştu. Bulmuştu bulmasına ama halk elini vicdanına öyle bir koymuştu ki sanki mutlu bir şekilde değil de M. Gökçek'in kaslı heykele attığı yakıcı bakış şeklinde koymuştu.
Malum doğu halkı batı halkından daha yaşlıydı ve vücudu maalesef ki yunan heykellerine benzemiyordu!!!
Ertesi gün televizyonun çılgın kanalı Flash TV'nin konukları şu şekildeydi: Dr. Mehmet Öz(Babası köyünden Amerika'ya bursla gelen doktorun oğlu doktor), Kürşat Tüzmen( spor yapan bakan???) ve türkücü İsmail Türüt.
Dışarıdan bakıldığında hepsi de göç etmiş ve yine de halkla bir olmuş kişilerdi, zamanlama biraz kötüydü çünkü bakan henüz yeni VATAN MİLLET SAKARYA falan derken dayak yemişti hemi de CHP'li milletvekilinin oğlu tarafından!
Bakan biraz hüzünlüydü ve Mehmet Öz baskın olduğundan program saçma bir şekilde başlamıştı. Mehmet Öz, elmanın yararlarından bahsederken doğu-batı nedir anlayamamış olan bakan, Mehmet Öz'e bakınca şunları düşündü: " Ulan adama bak, anlamsızca birbirinize benziyoruz resmen, şu saç, vücut aynı ben. Ne kadar da güzel rol modelleriz, ama Hz. Adem ile Havva'nın rol modeli neydi acaba iPhone mu??? ".
Programın elden kaçmaya başladığını düşünen ve normal bir insandan farklı şekilde terlemeye başlayan Türüt, ansızın elmaya bakarak : "Ha bu bizim köyün elmasıdır da! " dediği anda Mehmet Öz'e bir durulma geldi. Hele ki coşku seline kapılan Türüt, " HADİ GEL KÖYÜMÜZE GERİ DÖNELİM " diye başlayınca belli ki Mehmet Öz bazı düşüncelere dalmıştı.
Ama tabii ki bu düşüncelerin oluşmasında şimdiki en çok rolü oynayan halk! en çok Bakan'a imrenerek bakıyordu ve halkın ruhu güçleniyordu.
Hatta sağlam bir göz bu halka baktığında RUHUNUN KOLLARINDA belirmeye başlayan kasları bile görebilirdi!!!
29 Temmuz 2012 Pazar
ödevin türkçeye benzer versiyonu( for those who does not care)
ANLAYIŞ?! ( UNDERSTAND)
Anlamak kelimesi ingilizcede şu şekilde vuku bulmuş: UNDERSTAND. Niye böyle olduğunu bilmiyorum fakat ingilizce bilenlerimizin bundan anlayabildiği bunun anlamak olduğu fakat iş BATI dünyasına gelince karmaşıklaşıyor her zaman olduğu gibi!!!
Peki neden karmaşıklaşmış? Ted.com daki konuşmacı üstadı dinlemek lazım bunu anlamak için, beyefendi demiş ki olay sadece kavram olarak anlamak değil adaşlarım ( malum ingiltere ada olduğundan vatandaş olmak kolay değil bu yüzden adaş diyelim geçelim şimdilik ). Ne demek istediğime gelirsek ben diyorum ki anladığımızı sandığımız şeyi bile ikiye böldüğümüzde elimizde kalan şunlar UNDER ve de STAND. Yani ALTINDA DİKİLMEK!?!?
Neden bu hocanın söylediği bize anlamsız gelir ki acaba veya sokaktaki vatandaşa sorsak anlar mı bilinmez?!! Bana göre büyük oranda bunun anlamsız olacağına şu şekilde karar verebiliriz. Yapılacak iş listesi basit Wkikipedia'ya girip " banned commercials " yazmak şart geliyor. Hadi yazdık peki şimdi ne olacak? Olacak olan şu, bunu yazdığımız an göreceğimiz şey ülkelerin listeleri yani ingilizcesiyle bunch of countries. Hayır pazar sabahı yapılan brunch değil bayağı bayağı bunch ülkelerin toplamı gibi bir şey.
EE peki neden bunları yazdım? Şimdi bu yukarıda görmüş olduğunuz resim İngiltere'de yasaklanmış bir resim yani oradaki adıyla "banned commercial". Anlatmak istediğim olgu da şu ki: Bu resim 100 yıl önce dünyanın bütün ülkelerinde yasaklanırdı hocam illa 4 tarafının denizlerle çevrili olmasına gerek yok ki işte ada işte resim demek istiyorum buna ben.
Sonuç olarak demem o ki ne insanları kategorize edebiliriz ne düşünceleri, yapabileceğimiz şey zamanın ruhunu anlayıp ona göre yorum yapmak olabilir belki, e hadi bunu da açalım.
Neden zamanın ruhunu anlamak önemli? Çünkü bu görmüş olduğunuz hoş resim nasıl zamanının yasağıysa şimdi de arzu nesnesi açıkçası yani 100 yıl önceden ne farkımız var? Farkımızı kısa tutmak gerekirse şu şekilde ben acizane açıklamaya çalışabilirim: 100 yıl öncesinden farkımız şimdi Freud gibi bir dahiye sahip olmadan hep beraber Freud un anlattığıyla konuşmak yani 100 yıl önce Freud vardı şu an bu resim ve BİLİNÇALTI diye bir kelime var eminim ki çoğu insan nereden bu lafın geldiği hakkında en ufak bir fikre sahip değildir. Peki bu ne sonuç çıkarıyor? Elde kalan bilgi şu kısaca eskiden fikir vardı ve kişiye özel hemi de Freud gibi tatlı bir amcanın duvarına astığı Türk halısıyla yaptığı seanslar vardı, bu fotoğraf o amcamızın yaptığı seanslardan hiçbir şey anlamayan din kardeşlerinin yaptığı BAN, ve şu an anlaşılabilen sadece BİLİNÇALTI kelimesinin biraz ne olduğu fakat yine de maalesef Freud gibi bir dahiye şu an sahip değiliz peki elimizde ne kalacak ileride? O da maalesef dahi aptal kadın erkek farketmeden bu resimin insanlık yeniden evrilip farklı bir zeki tür haline geldiği zaman(??) onu etkileyip etkilemeyeceği sorusu ki bana kalırsa insanın HAYVANİ GÜDÜSÜ daha öyle henüz gidecek gibi durmuyor ancak küfür falan edebiliriz bu konuda ama yine de maalesef dünyanın BATISI ile DOĞUSU daha uzun bir süre aynı kavramları aynı şekilde içselleştiremeyecek, olan da bu fotoğrafa arzu besleyemeyen garibim DOĞULU'lara olacak yine belli ki
Bu yazıyı sabredip de okuyan herkes eminim ki zaten mükemmel insanlardır, uzun bir konuyu kısa yazmaya kalkınca anlaşılıyor ki bu şekilde afedersiniz saçmalamaktan başka bir şey olamıyor yine de herkese sabrı için teşekkürü bir borç biliyorum. Esenlikle...
Kaydol:
Yorumlar (Atom)







