vs..Selamün Aleyküm sevgili okuyucular, hala zaman ayırabilen arkadaşlarıma teşekkürü borç bilerek başlıyorum.
Resimden pek konunun ne olduğunun anlaşılmamasına mukabil, anlatmak istediğim konu pazarlamanın din olamayacağıdır, maaleseftir ve bu kadar basittir de.
Neden mahrem yerlerin resimlerini koydun veya neden destursuz girilmeyen yerlerin resimleri burada diye sorabilecek - hala - kişilere demem odur ki, senin aile ağacında gerçekten de bir ağaç var da bizim mi haberimiz yok??!
Sanırım hâla anlaşılmadı demek istediğim, şöyle devam edebilirim konumuza ki; Madem ki önemli olan mutluluktur, mutlu olmaktır, en sevilen - akılda kalan? - slogan dersimiz için çoğu kişi tarafından hâla "size mutluluğu vaad ediyoruz" dur, ben de madem burada şu soruyu sorup cevap bekleyebilirim: " Bana mutluluğun tablosunu yapabilir misin Abidin? ".
Hem muhasebe hem de komedi filmi arayan insanların dönüp dolaşıp da bulacakları film maalesef ki işinden memnun olmayan ve "egekasabasındabakkalaçmayıdüşünüyorumcanımkardeşimsıkıldımbuhayattan" diyen arkadaşlardır genelde ve filmin hüzünlü yanı da daha bir ironi olarak bu resimlerle bağlı olarak evliliktir, harcanmış hayatlardır, hatta bırakın komediyi Superman bile buraya bağlanabilmiştir, az buz bir şey değildir sonuç olarak bu mutlu evlilik.
Benim muhasebe filmi arayan arkadaşlara önerim güzel bir kitap okumak olabilir, türkçe sınırlı sayıda olsa dahi sorun değil hatta iyi bir ücret olsa 2 saat birilerine kitap okumak da fena olmazdı bana göre ve hatta bu işi gönüllü yapanlara bu filmler kurban olsun demek istiyorum.
Sonuç olarak, pazarlamanın varabileceği yegane yer " size mutluluğu vaad ediyorum " dur. İlahi kitaplara vay anasını listede birinci olmuş gözüyle baktıkça iki resim arasında çok fazla bir fark sonuç olarak kalmayacaktır, hatta insan ileride evrimleşir mi ne olur artık evlilikten bile vaz geçerse bu resimler de geleceğe harcanmış resimler olarak geçebilir, listelere bakmanın buna olan getirisi de sanırım paha biçilemez.
Bununla ilgili bir hikaye anlatmamız gerekirse şunu söyleyebiliriz:
Buda aynı ağacın önünde oturduğu 6.ncı yılının sonlarına doğru gelecekten haber almaya başlamıştır ve bittabii bunu ulu orta anlatacak değildir. Yıl 2012 olmuştur Buda ruhunun nerede olduğunu pek bilemez, anlamsız bir yerdir, kutu gibi bir şey, üstünde 169 yazıyor ve yanında ESHOT yazıyordur. Budanın ruhu istemsizce bu kutu gibi seyir halinde olan şeyin ön taraflarında olmak ister, nereye gideceğini bilmemekte ve merak etmektedir. Hemen ardından otobüse iki tane yaşlı hanım teyzelerin bindiklerini görür, yer vermek ister fakat ruh olduğunu hatırlayınca bir rahatlar ve teyzelerin konuşmalarını dinlemeye başlar. Teyzeler aşağı yukarı 1 saat süresince evlilikten ve oğullarınınkızlarınındamatlarınıngelinlerininarkadaşlarınınçocuklarının evliliklerinden bahsetmeyi başarabilmişlerdir ve bunu kararlı adımlarla yapmaya devam ederlerken nihayet teyzelerden birisi gazetede okuduğu haberden bahseder ve der ki duydun mu Prens Harry davet vermiş ve davette herkes çıplakmış, Buda içinden kral çıplak diye düşünedursun teyzelerden diğeri Buda'yı yıkıma götürecek, bilinçaltında yine evlilik olan soruyu hiç çekinmeden sorar: BÜYÜĞÜ MÜ KÜÇÜĞÜ MÜ???
Buda'nın işte bu noktada ruhunun yerine geldiği, yerden yükseldiği ve takipçilerini hayran bırakan metanete ulaştığı bu nokta işbu olay sayesinde gerçekleşmiştir diyemesem de sonuç olarak hikaye olduğu için konuyla bağlayıp kıssa yapmak yine bana düşüyor ve diyorum ki: " hiçbir pazarlamacı daha doğmamıştır ki Buda'yı daha bunun üstüne mutlu edebilsin... "

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder